Televizyonun Tarihi

Televizyon, modern dünyada evlerin böylesine ayrılmaz bir parçası haline geldi ki, televizyonu olmayan bir hayat hayal etmek zor. Televizyon, her yaştan insana eğlence imkanı sağlıyor.  Üstelik, sadece eğlence için değil, aynı zamanda TV, reklamcılık ve farklı alanlar için değerli bir kaynaktır.

Bugün gördüğümüz ve tanıdığımız televizyon, her zaman bu şekilde değildi. Televizyon tarihine ve bunun nasıl oluştuğuna kısaca bir göz atalım.

Televizyon,hareketli ya da sabit görüntülerin kablo ya da elektromanyetik dalgalar aracılığı ile iletilmesine dayanan telekomünikasyon biçimidir.

27 Kasım 1843’te İngiliz Alexandre Bain,”Elektrik aracılığıyla uzak mesafelerden kopya alma yöntemi” adlı bir patent aldı.Sabit bir görüntünün uzaktan alınıp tekrar görüntülenmesi sistemi,”belinograf”  televizyonun öncüsü oldu.
Bain’in sistemi ,kuram olarak geçerliydi.Ancak sistemin içerdiği sarkaçlar arasında bir uyum sağlanamamıştı.Dolayısıyla resimlerin nakli raslantılara kalıyordu.Bu nedenle Bain’in deneyleri yeterince başarılı olamadı.

Yayınla alıcı arasında senkronizasyon: 1848’de İngiliz Bakewell,iki sarkacı senkronize edebilmek için bazı çalışmalar yaptı.Çözümlenecek görüntü,bir ana milin çevresinde dönen ve yer değiştiren bir silindir üzerine konulmuştu.Silindirin her bir turunda,bir senkronizasyon aleti,alıcı silindiri düzenliyordu.Acak bu çalışmalarda yeterince verimli olmadı.

Pantelegraf:İtalyan fizikçi Giovvanni Caselli,1862’de uzak mesafelerden görüntü nakli konusunda bir takım deneyler yaptı.Alexandre Bain’in geliştiştirdiği sarkaca basit,fakat etkili bir senkronizayon sistemi getirdi.”Pantelegraf”  adı verilen bu alet ,1865-1870 yıllarında Fransız PTT’si tarafından Paris’ten Marsilya’ya sabit resimler geçmek için kullanıldı.

Selenyum:1817’de İsveç’li Berzelius,selenyumu buldu.1873’te iki İngiliz telgraf mühendisi,May ve Smith,İrlanda’nın Valantia şehrinde,ışığın etkisi altında selenyumun direnç varyosyonlarını gösterdiler.Selenyum ,fotoelektrik hücrelerinin üretilmesinin temeliydi.Bu çalışmadan sonra araştırmacılar ışın sinyallerini,görüntüleri,elektrik sinyallerine dönüştürecek imkana kavuştular.

Nipkow Diski:Alman Paul Nipkow,elektrik teleskopun ilk patentini aldı.Görüntünün çizgiler halinde dekupe edilmesi yöntemini buldu.
Spiral biçimde delikler açılmış bir disk ,çözümlenecek görüntünün önünde dönmekte ve çizgiler uygun aralıklarla ve sırayla bütün noktaları ortaya çıkarmaktaydı.Bu aslında optik bir çözümlemeydi.”Nipkow Diski” denilen bu yöntem ,TV’nin temelini oluşturdu.

Televizyon 1923 yılında, John Logie Baird tarafından Birleşik Krallık’ın Hastings kasabasında icat edilmiştir.

Televizyon 1923 yılında, John Logie Baird tarafından Birleşik Krallık’ın Hastings kasabasında icat edilmiştir. İlk televizyon görüntüsü ise yine Baird tarafından 1926 yılında yayınlanmıştır. Başlangıçta noktalar halinde ve titrek olan görüntülerin kalitesi Baird tarafından geliştirilmiştir. Baird’in televizyon sisteminde mekanik olarak döndürülen diskler kullanmasına karşın aynı dönemde Marconi – Emi sistemi gibi elektronik olarak işleyen rakip sistemler de üretildi.

1930’ların başında televizyon elektronik eşya olarak satılmaya ve geniş kitlelere hitap etmeye başladı. Alman vatandaşlarda 1936 Berlin Yaz Olimpiyatları Almanya’da evlerdeki televizyonlardan izlendi.

1940’larda renkli televizyon çalışmaları hız kazandı. 1950’lerde ABD’de ilk renkli televizyon satışa çıktı, ancak renkli televizyon ABD’de 1960’larda geniş kitlelerce kullanılmaya başlandı.

Lcd ince Tv’ler hem bilgiѕαуαr ekrαnı hem de tν olαrαk kullαnılαbilen modelleri olmαklα birlikte; dαhα αz уer kαρlαmαѕı νe dαhα αz enerji hαrcαmαѕı dα teleνizуonun günümüzde geldiği ѕon noktαlαr αrαѕındαdır.

John Logie Baird

Baird, 21. yüzyılda insanları saatlerce karşısında oturtabilen televizyonun babasıdır. Keşif merakı çocuk yaşlarda başlayan Baird, 12 yaşında, evine bir elektik sistemi döşedi ve ardından yoldayken arkadaşlarıyla konuşmasını mümkün kılacak ilk telefon santralini geliştirdi. İskoçya’da Kraliyet Teknik Koleji’nde elektrik dersleri alan Baird, Glascow üniversitesinde elektrik mühendisliği okudu. Birinci Dünya Savaşı sırasında eğitimine ara veren mucit, silahlı kuvvetlerde çalışmak istedi ama kabul edilmedi. Başvurusu reddedilen Baird, Clyde Valley Elektrik Enerjisi Şirketi’nde çalışmaya başladı ancak bu kez de sağlık problemleri ona engel oldu ve işi bıraktı.

Clyde Valley’den sonra aralarında Trinidad’da bir reçel fabrikasında işçiliğin de bulunduğu çeşitli işlerde çalışan Baird, nihayet 1922’de memleketi Sussex’e geri döner ve burada tamirciliğe başlar. Baird’in Sussex’deki mütevazı hayatı, ona 50 yıldır düşlediği televizyonun icadı üzerine yoğunlaşma fırsatı vermiştir.

Parası olmadığı için ilk televizyonunu bir lavabo ve çay tenekesiyle yapan Baird, bir sonraki denemesinde projeksiyon lambasını bisküvi kutusuyla kaplayıp basit bir düzenek geliştirdi ve düzeneğe kullanılmış lenslerle, devrelerden tarama diskler ekledi. Baird’in icat ettiği bu düzenek, tahta çubuklar arasına nakış iğneleri ve bal mumuyla tutturulan bir cihaz olarak TV’’nin dedesi kabul edildi. Çalışmalarını bundan sonra da sürdüren mucit, 1925’de hayal ettiği gibi, “Stok ey Bill” adını verdiği ilk ilkel televizyonda görüntü transmisyonunu da gerçekleştirmeyi başardı. Logie Baird’in bu icadı parlak bulunmuş ancak pek ciddiye alınmamıştır.

Baird’in ilk ilkel TV’yi icat ettiği dönemde, BBC gibi yayıncılar radyoya odaklanmıştı. BBC’nin TV yayıncılığına geçişi, 1929’da sınırlı bir kitleye ulaşan ilk deneme yayınıyla başlamıştır. Günde iki yayın kuşağında hizmet vermeye başlayan BBC televizyonu, ilk kuşakta haber, ikinci kuşakta ise müzik yayını veriyordu.

 

Philo Taylor Farnsworth

Philo Taylor Farnsworth 19 Ağustos 1906 tarihinde doğmuştur. ABD’li mucit, orta halli laboratuvarında 7 Eylül 1927 tarihinde, görüntüyü bir odadan başka bir odaya nakletmeyi başarmış ve bugün de kullandığımız tüplü televizyonu icat etmiştir.

Farnsworth başarılı elektronik televizyon gösterimini gerçekleştiren ikinci kişidir. Kendi kendini yetiştiren 21 yaşındaki mütevazi dahi orta halli laboratuvarında 7 Eylül 1927’de bir görüntüyü odadan odaya nakletmeyi başarmıştır. Bu, Idaho’da 14 yaşında bir köy çocuğuyken hayal ettiği şeydir. Tıpkı radyonun sesi ilettiği gibi, havadan görüntüyü iletmeyi aklına koymuş ve bunu başarmıştır.

Farnsworth’un televizyonun icadına ilişkin düşünceleri 14 yaşındayken başladı. Bir gün tarlayı sürerken, şaşkınlıkla şunu fark etti: Görüntü tıpkı tarladaki gibi yatay sıralarda dizilmiş elektronlarla nakledilebilirdi. Bu fikir, onun görüntüyü nakledecek cihazı icat etme yarışında bir adım öne geçmesini sağladı, çünkü diğer mucitler sorunu mekanik sistemlerle çözmeye çalışıyordu.

Televizyonu bulmak, Farnsworth’a yaşarken de, öldükten sonra da yaramadı. Hayatı boyunca televizyona bir kez çıktı. CBS’in “Benim Bir Sırrım Var!” adlı oyun programına da çıkmıştır. Programda ünlü konuklar, karşılarındaki ünsüz kişiye sorular yönelterek sırrını ortaya çıkarmaya çalışıyorlardı. Farnsworth ünsüz konumundaydı. Sırrı da elektronik televizyonu icat etmiş olmasıydı. Ünlüler sırrı çözemeyince Farnsworth evine 80 dolar ve bir karton da Winston sigarasıyla birlikte dönmüştür.

Farnsworth, 1971 yılında 64 yaşında hayata veda etmiştir. Her zaman arkasında olan karısı Elma Farnsworth, bu yılın 1998 yılında ölene kadar, onun tarihte hak ettiği yeri alabilmesi için uğraşmaya devam etmiştir. Çabalarının karşılığını ise ancak 2002 yılında, televizyonun icadının 75’inci yılı nedeniyle yapılan Emmy yayınında almıştır. Bayan Farnsworth’un “televizyona çıkan ilk kadın” olarak alkışlandığı gecede Philo T. Farnsworth ise ilk kez televizyonun mucidi olarak onurlandırılmıştır.

 

NTCS Sistemi:1953’te NTCS(National Television System Committee) sistemi Amerikan Federal Telekomünikasyon Komisyonu tarafından kabul edildi.
Avrupa’da  başka bir sistem olan ,SECAM sisteminde karar kıldı.

PAL Sistemi:1962’de Alman Profesör Walter Bruch ,”PAL” sistemini geliştirdi.Bu sistemle renkli yayınlara Almanya’da 1967 yılında başlandı.

Trinitron renkli tüp:1968’de Japon Sony Firması , trinitron renkli tüpü gerçekleştirdi.Bu tüp o güne kadar elde edilen en iyi renkli görüntüyü vermekteydi.Bu buluş nedeniyle Sony şirketi “Emy Ödülü” nü kazandı.

Manyetoskop:1956’da ilk manyetoskop olan “Ampex” ABD’de gerçekleştirilmiştir.Bu alet ,bir televizyon kamerası tarafından elde edilen görüntülerin manyetik olarak kaydedilmesinde kullanılır.Daha sonra da bir TV ekranında görüntü elde edilebilir.Aletin kayıt başlığı ,kameradan kapsadığı görüntülere ait elektrik sinyallerini alır,sinyaller yapılarına göre bir band üzerindeki ferro-manyetik parçaları mıknatıslaştırır.

TÜRKİYEDE İLK TELEVİZYON YAYINI BAŞLAMASI
Türkiye’de ilk olarak 1953 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından bölgesel olarak ve haftada birkaç saat deneme yayınları başlatıldı. Zaman içinde gelişen televizyon altyapısı TRT’nin İstanbul stüdyoları ve vericisi kurulana kadar TRT’ye de hizmet vermiştir. Ancak TRT Kanunu ile ülkemizde radyo ve TV yayın tekelinin TRT Kurumuna verilmesi üzerine haftada bir yapılan İTÜ TV yayınlarına son verildi. TRT’nin ünlü Arı Stüdyoları ismini TRT’nin İTÜ TV ile olan bu geçmişinden almıştır. 1968 yılında TRT siyah beyaz olarak deneme yayına başladı. Başta tek kanalken sonradan TRT1, TRT2… gibi çeşitli TRT kanalları oluşturuldu. Renkli televizyona geçiş 1980’lerde kısmen gerçekleşti. 1990’lı yılların başında özel televizyon kanalları yayına başladı.

 

7 Eylül 1927 tarihinde Philo Farnsworth’ün kendi laboratuvarında ilk tüplü televizyonu icat etmesinin ardından, televizyonun gelişimi hızla devam etmiştir.

1936 yılında İngiltere’de Isaac Shoenberg 405 satır görüntü aktarımı için bir cihaz geliştirdi. 1944 yılında ise Sovyetler Birliği’nde 625 satırlık görüntü aktaran yeni cihazlar geliştirildi. Yenilikler devam ederken, satır sayısı da gitgide arttı.

1941 yılında saniyede 30 kare ve 525 satır aktarımı uygulanmaya başlandı. Temmuz 1941 yılında televizyonculuk ile ilgili ticari lisanslar serbest bırakılsa da yayınlanacak televizyon programları kısıtlı olduğu için başarılı olunamadı.

İkinci dünya savaşından sonra televizyon yayınları düzenli hale gelmeye başladı. Renkli televizyonların icadı ile gelişim daha da hızlandı.

Ve günümüz. Artık televizyonlar 3 boyutlu film izlenmesine imkan sağladığı gibi, internete dahi bağlanabiliyor.

GÜNÜMÜZDEKİ MODELLER VE YENİ GELİŞMELER Tasarrufa Duyarlı Plasma: Hem bilgisayar ekranı hem de TV olarak kullanılabilen Panasonic Plasma Display TH-42PWD 3U, köşeden köşeye 106 cm’lik bir ekran büyüklüğüne sahip. Enerji tasarrufu yapan ve gürültü kirliliğine karşı duyarlı olarak üretilen Plasma TH-42PWD3U’un içerisinde gürültüden kaçınmak için fan kullanılmamış ve 295 watt elektrik tüketiyor. Geride bıraktığımız yıla ait kablolu yayın izni ücretini ödemeyen yaklaşık 50 TV kuruluşu yayınlarının durdurulması tehlikesiyle kaşı karşıya geldi.(Zaman Gazetesi 3 Ocak 2002) İnternet ve televizyon ilk defa Web TV ile bir araya getiren Steve Perlman ,teknoloji dünyasından heyecan oluşturacak bir cihaz geliştirdi.Jurnal. net’teki habere göre . evdeki herhangi bir odadan tek bir kutu ile bir müzik, televizyon , video ve DVD gibi diğer eğlence sistemlerini çalıştırmalarını sağlayan cihaz tanıtımı büyük ilgi gördü. Moxi Media Center adı verilen cihaz, VCR ya da kablolu kutuya benzeyen bir set üstü kutu.Televizyona bağlana bilen bu kutu ,kablo ya da uydu sinyallerini çözebiliyor. Ürünü ortaya çıkaran Perlman’a göre Moxi , ayrı , ayrı DVD player , CD player, video recorder ve dijital müzik sistemi (ve bunların kumandaları)ihtiyacını ortadan kaldırıyor ayrıca 80 GB sabit diski bulunan yeni cihaz , yüzlerce CD’yi de depolayabiliyor.Modem ,Fire Wire bağlantı portu ve bir tür açık kodlu Linux işletim sistemi bulunan cihaz interaktif Tv ,e-posta ,anında mesajlaşmayı da destekliyor. Perlman,uydu TV sağlayıcısı EchoStar ile ortalık anlaşmada imzalamış bu anlaşma sayesinde Moxi set üstü kutuların ABD’de 2003 yılında piyasada olması bekleniyor.Benzer set üstü kutuların birbiri ardından çıktığına dikkat çeken endüstri uzmanları ilk defa önemli bir içerik sağlayıcının böyle bir girişime destek verdiğini vurguluyor.

 

TELEVİZYON İZLEMENİN KURALLARI

Televizyon izlerken daha çabuk ve kolay öğreniriz. Gezip görmediğimiz yerleri televizyon sayesinde öğreniriz. Yarışma programları izleyerek biz de bilgilerimizi yoklayabiliriz Televizyon, yararlı bir kitle iletişim aracıdır. Televizyon insanlara hizmet etmelidir.Onları tutsak etmemelidir. Bir çocuk, televizyonu uzun süre izlerse zamanla gözleri bozulabilir. Çünkü; televizyon çalışırken zararlı ışınlar göndermektedir. Uzun süre televizyon izleyen ve program seçmeyen çocuklar için televizyon izlemek zararlıdır. Televizyon izlemeden önce hangi programlar bize göre ise onları anne ve babamıza danışarak seçmeliyiz.

 

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

İlk sesli filmler 1928 yılında çevrildi. İlk televizyon yayınları 1940 yılında ABD’de yapıldı. İlk üç yaşta televizyon karşısına bırakılan çocuklara “otistik” özelliklerinin geliştiğini biliyor musunuz? Televizyonun ömrümüze maliyetini hesapladınız mı? Günde kaça saatiniz televizyon başında geçiyor? Ortalama belki de iyimser bir hesapla 3 saat diyelim.İlk başta hiç ürkütücü gelmiyor.Ancak günler damlaya damlaya hafta olur, ay olur,yıl olur , sonunda bir ömür olur biter.Eğer televizyonun günde 3 saatten bir yılda yiyip bitirdiği zamanı hesaplarsak, 1095 saat eder.Bu gecesiyle gündüzüyle 45 gün demektir, televizyonun başında geçen 45 gün ve 45 gece eder. Şimdi ikinci soru:Televizyon canavarının pençesinde can veren bu 1095 saat bize neler kazandırabilir? Bu rakam bir öğrencinin bütün bir öğretin yılı boyunca ders gördüğü saatlerden daha da büyük bir yekundur.Demek ki, en azından kayıp bir öğretim yılı var, orta yerde . 1095 saat içerisinde bir yabancı dili iyi seviyede öğrenmek mümkündür.Bu demektir ki, televizyon her yıl bize bir yabancı dil kaybettiriyor. Kitap okumayı tercih ederseniz, ağır bir okunuşla 25 bin sayfalık kitabı bu müddet içinde bitirmemiz mümkündür.

Paylaş :

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir