Telefonun tarihi hakkındaki bilgileri sizlere aktarmadan önce söylemek istediğim ve değinmek istediğim bazı hususlar olacak. Günümüzde telefonlar asıl icat edildiği ve asıl kullanılma niyetiyle kullanılmamaktadır. Zaten asıl niyetinden diğerleri için kullanılmakta ve bu telefonun özellikleri ve fiyatları arttırılıp insanlara hizmet verilmektedir.

TELEFONUN TARİHÇESİ

Yüzyıllar boyunca insanlar uzak yerlerle haberleşmeyi sağlayacak işaretler gönderme yollarını aradılar. Mesaj iletmek için başvurulan ilk yöntemler, açık havada yakılan ateşler ve parlayan aynalardı. Fransız Claude Chappe 1793’te icat ettiği mesaj iletme makinesine, “uzaktan yazan” anlamında “telgraf” adını verdi. Bu aygıtın işleyişi, kule tepesine takılmış hareketli kolların kullanılmasıyla oluşturulan işaretler yardımıyla rakam ve harfleri iletmeye dayanıyordu.

Telefon, belirli bir uzaklıktaki konuşmaları ileten ve yansıtan elektrik düzeneğinin tümüdür. Telefon, telgraftan 30 yıl sonra, ABD’de ortaya çıktı. 10 Mart 1876’da Alexander Graham Bell, ilk kez sesin telle iletildiğini keşfetti. Üzerinden bir yıl bile geçmeden, ilk telefonlar satışa çıkarıldı. İlk ticari telefon santralı New Haven’de Ocak 1878’de açıldı. İlk santrallar ancak kendi abonelerini birbirlerine bağlıyabiliyorlardı, ancak santrallar arasındaki bağlantı kısa süre içinde gerçekleşince, uzun mesafe telefon sistemi doğmuş oldu. Telefon ticari açıdan da büyük bir başarı sağladı. 1887’de, ortaya çıkışı üzerinden daha 10 yıl geçmeden, ABD’de 150.000 abone vardı. Bu hızlı çıkışı öteki Batı ülkeleri de izlediler. İlk telefon hatları yerin üstündeydi, çok geçmeden yeraltı kabloları benimsendi. Uzun mesafeler boyunca zayıflayan sinyaller ses yükseltici aygıtlar yerleştirilerek ayarlanıyordu. Mesafeler fazla büyük olmadıkça denizaltı kablolarının dönüşmesi de olanaklıydı, bunun bir yararı adaların yalnızlıklarından kurtarılmalarıydı. 1891’den başlanarak Manş Denizi’ne de kablolar döşendi. Bu yöntem okyanus aşırı bağlantılara uygun değildi, buna 1926’dan sonra radyo, bir çözüm getirecekti.

Geçmişten Günümüze Telefon Modelleri

Yazının bu kısmında ise ilk çıkan telefon dan günümüze kadar gelişerek gelen telefon modelleri üzerine olacaktır. Bu telefon modelleri, ahizeli telefon, radyo dalgalı telefon, tuşlu telefon, cep telefonu, akıllı telefon isimleri ile adlandırdım. Bu başlıklar ile konuya devam edeceğim.

Ahizeli Telefonlar

İlk telefon icadı gerçekleştikten sonra telefonun gelişim süreci başlamıştır. Bell’in geliştirdiği telefonun hemen ardından ilk ahizeli telefonda piyasaya sürülür. Ahizeli telefonun en büyük özelliği ise dinleme ve konuşma için iki ayrı mekanizmanın bulunmasaydı. Ahizeli telefon yukarıdaki resimde gelişmiş telefon ismiyle etiketlenmiş olan fotoğraftır. Ahizeli telefonun gelişmesinde en büyük etken ise mikrofonun geliştirilmesi olmuştur.

Radyo Dalgalı Telefon

Marconi adlı İtalyan asıllı bir mucidin radyoyu bulması ile başlayan bu süreç kısa sürede tüm dünyayı kapsamıştır. Radyo frekansı ile tüm kara ve denizde haberleşme imkanı sağlanmıştır. Ayrıca bu buluş ile tek bir kablo üzerinden bir çok konuşma verileri gönderilmeye başlanmıştır. Bu özelliğin gelişmesinin öncüsü ise sadece 20 yaşında olan Marconi olmuştur.

Radyo dalgaları kullanılarak iletişim sağlayan cihazın adı ise telsiz olmuştur. Daha sonra telsiz sistemi kullanılarak ilk telsiz telefon üretilerek satışa sunulmuştur. Tüm bu gelişmeler sırasında ise Amerika ve İngiltere arasında ilk telefon hattı döşenmiş ve ilk okyanus ötesi telefon görüşmesi yapılmıştır.

Tuşlu Telefon

Santral sisteminin her geçen gün otonom hale gelmeye başladığı dönemlerde çevirmeli telefon ağlarının da sonu gelmeye başlamıştır. İşte bu dönemler tamda 1960 dönemlerini göstermekteydi. İlk tuşlu telefon dönemi de 60’lı yıllara dayanır. Elektronikteknolojisinin büyük patlaması sonucu ilk tuşlu telefon üretilir ve hemen ardından piyasaya sürülür. Bu süreç evlerde kullanmaya başladığımız ilk elektronik telefonun da başlangıcını oluşturur.

Elektronik sistem ile donatılmış telefonlar hem hafif hem de ergonomik yapıya kavuşmuş oldu. Tuşlu telefonların sonrasında ilk ekranlı ev telefonları üretilmiştir. Ben evimizde ekransız telefonun bulunduğunu hatırlamaktayım. Radyo ve uydu frekanslarının gelişmeye başladığı bu dönemde telefonu bir de arabalara eklendiği dönem vardır. Telefonlu arabalar, cep telefonların piyasaya sürülmesi ile kısa sürede ortadan kalkmıştır.

İki satıra sığdırdığım bu adımların gerçekleşmesi ise 20 yıldan fazla sürmüş ve 1983 yılında Motorola firması ilk cep telefonu piyasaya sürene kadar devam etmiştir.

 

Cep Telefonu

İlk Cep Telefonu

1983 yılında Motorola firmasının tanıttığı DynaTAC 8000X ilk cep telefonu olarak tarihe geçmiştir. Ayrıca bu cihaz cep telefonu icadı olmuştur. cep telefonunun mucidi ise Martin Cooper olmuştur. Cep telefonu icadı ve sonrasında piyasaya sürülmesi işleminde göze çarpan en önemli ayrıntıları aşağıda söyle sıralayabiliriz.

Bu cihaz yaklaşık 850 gram ve bir ekrana sahip değildi. Batarya yardımı ile 35 dakikalık kesintisiz görüşme yapılabilir ve şarj olması 10 saat sürmekteydi. Bu cihazın en önemli özelliği ise tuşlu olmasıydı. Fiyatı ise 3000 doların üzerindeydi.

Motorola, 1989 yılında daha hafif ve küçük yapıda olan ikinci telefon modelini çıkarmış ve bunun ismini MicroTAC 9800X olarak tanıtmıştır. MicroTAC 9800X sadece 350 gram ağırlığındaydı. Bu telefon ayrıca ilk kapaklı ve ekranlı cep telefonu olarak bilinmektedir.

 

Cep Telefonu Gelişim Süreci

Doğum tarihiniz en azından 1990’lı yıllarda ise cep telefonunun gelişim sürecini hatırlıyor olmalısınız. Bu tarih Türkiye’de genel anlamda telefonun yaygınlaşmaya başladığı bir dönem olarak gösterilebilir. Hatta ben evde telefon yüzünden annemin babamla tartıştığını hatırlıyorum.

İşte tamda bu dönemde Avrupa kıtasından başlayarak tüm dünyayı saran GSM sistemi başlamıştır. 1994 yılında ise Turkcell kurulur. Turkcell, Türkiye’de ilk GSM operatörü olarak tarihe geçer. Telsim ise Turkcell’in hemen arkasından kurulur. Bu dönemde dünya genelinde yaklaşık 1. 500.000 kayıtlı GSM abonmanı bulunmaktaydı.

 

Türkiye’de Telefon: Türkiye’de telefonun kullanıma girmesi ikinci Meşrutiyet’in ilanını (1908) izleyen aylarda gerçekleşti. Denemelerin yararı konusunda görüşbirliğine varılınca, bir İngiliz şirketiyle, İstanbul’da bölge santralları kurulması için antlaşma yapıldı. Şirket, 1911’de Beyoğlu, Kadıköy, İstanbul santrallarını hizmete açtı. Bu santralları, daha küçük ölçekli santrallar izledi. Türkiye’de kurulan ikinci şebeke, İzmir Telefon Şebekesi’nin kuruluşuysa, İsveç Erickson Şirketi ile bir Türk şirketinin ortaklığıyla gerçekleştirildi. İlk otomatik telefon sistemi, 1926’da Ankara’da uygulandı, telgraf hizmetlerinde olduğu gibi PTT Genel Müdürlüğü’nün çalışmalarıyla, telefon ağı tüm ülkeye yayıldı. 1990 sonunda, tüm illerin yanı sıra, 800’ün üzerinde ilçe ve yerleşim otomatik santrala kavuştu; 186 ülkeyle otomatik konuşma olanağı sağlandı.

Yeni Rakipler Doğuyor

Nokia

1980’li yıllarda cep telefonu sektöründe rakipsiz geçiren Motorola 1991 yılında ilk rakibi ile karşılaşır. 1011 serisi ile Nokia cep telefonu üreticiliğine başlar. Nokia 1011, günümüze kadar gelen cep telefonu modellerinin öncüsü olmuştur.

İlk antensiz cep telefonunu üreten firmada Nokia olmuştur. 8810 serisi olarak piyasaya sürülen telefon antensiz olması ve batarya sorununa bulduğu çözümler ile beğeni kazanmıştır.

 

Siemens

1997 yılında Alman teknoloji şirketi Siemens ilk renkli ekrana sahip cep telefonu S10’u sunarak bir anda ilgileri üzerine topladı. Fakat o dönemde batarya sorunu ve kaba tasarımı ile beklenilen düzeyde bir cep telefonu değildi.

 

Ericson

2001 yılında ilk bluetooth özelliğine sahip telefonu T39 ile dikkatler Ericson üzerine toplandı. Bu firmanın ilk cep telefonu olmasa da bluetooth özelliği ile ilk defa SMS yada MMS kullanılmadan veri aktarımı gerçekleştire bilen telefonu icat etmişlerdir. Ayrıca T68 modelli cep telefonu renkli ekran ve GPS özelliği ile ilgi görmüştür.

 

3G Teknolojisine Sahip Cep Telefonları

İlk görüntülü görüşme yapılabilen telefon 2004 yılında piyasaya sürülen Motorola RAZR olmuştur. Kullanıcıları tarafından bu özelliği çok fazla rağbet görmemiştir. Cep telefonlarında görüntülü arama ve cepten hızlı internet kullanımını başlatan olay 3G teknolojisi olmuştur.

3G, hücresel veri transferinin en hızlı modelidir. İlk olarak 1998 yılında Japonya’da duyurularak kullanılmaya başlanmıştır. 2002 yılında Amerika’da bundan 1 yıl sonra ise Avrupa’da kullanılmaya başlanmıştır. Türkiye’de ise 2009 yılında 3G bağlantısı yapılmıştır. 3G teknolojisinin en büyük özelliği iletinin ses değil veri olarak iletilmesidir.

 

Akıllı Telefon

Akıllı olarak adlandırılabilecek en eski telefon Motorola Simon modeli gösterilebilir. 1994 de piyasaya sürüldüğünde diğer telefonlara göre çok iyi özellikleri olsa da günümüz akıllı telefonlarına göre kesinlikle kıyaslanamaz. Simon, ilk dokunmatik telefon ve kısmi şekilde ajanda görevindeydi.

 

 

IPhone

Akıllı telefon olarak tarihe geçen ilk cihaz IPhone 1 oldu. Iphone 1, 2007 yılında AppleCEO’su Steve Jobs tarafından Amerika’da tanıtıldı. IPhone 1 ‘i akıllı telefon yapan özellikleri ise tuş takımı olmadan sadece dokunmatik ekrana sahip olması, multimedya özellikleri, kablosuz internet özelliği ve 3. parti bir yazılım ile çalışması olarak sıralayabiliriz. 3. parti yazılımı ise Apple tarafından geliştirilen İOS işletim sistemdir.

Tüm bu özellikleri ile bir bilgisayardan hiçbir farkı olmayan telefon olmuştur. 2007 yılında tanıtılan bu müthiş telefon kısa sürede dünyada çok fazla satış yapmış ve aralarında Nokia gibi çok ciddi rakiplerini kısa sürede geçmiştir. Apple, IPhone 1 ile dünyadaki telefon algısını değiştirmiş ve Cep telefonlarının sonunu getirerek akıllı telefon modellerinin başlangıç temelini atmıştır. Iphone 1 özellikleri bakımından kusursuz bir yapıda üretilmiştir. Apple 6 sene gibi kısa bir sürede altı farklı model üreterek ciddi bir satış elde etmiştir.

 

Samsung Galaxy S Serisi ile İlk Android Telefon Piyasada

Cep telefonu modeli olarak sunulan Galaxy serisi telefonlar, IPhone akıllı telefonu sonrasında akıllı telefon modelleri olarak üretilmeye başlanmıştır. 2010 yılında Galaxy serisinde ilk akıllı telefon İ9000 olmuştur. benimde kullandığım ilk akıllı telefondur. 3. parti yazılım olarak Android sistemi kullanılmıştır. Akıllı telefon İ9000 ilk Android işletim sistemine sahip telefondur

Sonrasında ise Galaxy S serileri insanlar tarafından çok fazla ilgi görmüştür. Ayrıca Samsung, Galaxy S serisi ile IPhone nun 2 yıllık hakimiyetinin önünü kesmiş ve pazar payına ortak olmuştur.

LG Optimus

Güney Kore menşeyli teknoloji tedarikçisi LG, Optimus One ile  2011 yılında Android işletim sistemi ile akıllı telefon pazarına dahil olmuş ve Akıllı telefon alanında en büyük paya sahip 3. firma olmayı başarmıştır.

Windows 8 ile Nokia Lumia

1994 yılında şirket içinde dokunmatik telefon tasarlansa da piyasaya sürülmemiş olması ve 2007 yılında ilk IPhone ile piyasaya ayak uyduramadığından Nokia sektördeki hakimiyetini kaybetti. Bu sırada yazılım şirketi Microsoft’un akıllı telefon yazılımı Windows Mobile da yetersiz kalması ile piyasada tutunamadı.Tüm bu olaylar Nokia ile Microsoft şirketlerini birlikte hareket etmek zorunda bıraktı. Fakat iki devin ittifakı ilk akıllı telefondan 5 yıl sonra 2012 yılında olmuştu. Akıllı telefon sektörüne Nokia, Lumia serisi telefonları ile girdi. 3. parti yazılım olarak ise Windows 8 Phone kullanıldı.

Nokia Lumia, piyasada çok çeşitli modelleri ile göz doldurdu ve Nokia hayranları tarafından da sevildi. Özellikle Lumia1020 modeli ve 41 megapiksel kamerası oldukça göz kamaştırıcıydı.

Graham Bell’in sesi ileten bir buluş yapması ile başlayan telefon serüvenini ayrıntılı olarak anlatmaya çalıştım. İlk telefondan başlayan bu yazı cep telefonu ve akıllı telefongibi teknolojileri kapsayarak anlatılmıştır. Birde Akıllı Gözlük ve Saat gibi kavramlar var ki ben bu teknolojileri bilgisayar olarak mı telefon olarak mı paylaşmam gerektiğini bilemediğimden burada bu cihazlara değinmedim.

Neden “ALO” deriz?

“Alo” sözcüğü telefonu keşfeden Alexsander Graham Bell’in sevgilisi olan Allessandra Lolita Oswaldo’un isminin baş harflerinin kısaltmasıdır.
Graham Bell telefonu icat ettikten sonra ilk hattı sevgilisinin evine çekmişti. Atölyesinde telefon çalınca arayanın Allessandra Lolita Oswaldo’dan başkası olmayacağını bildiğinden, telefonu açar açmaz “Allessandra Lolita Oswaldo” diyordu. Bell, zamanla sevgilisine, adını kısaltarak hitap etmeye başladı. Artık telefonu “Ale Lolos” diye açar olmuştu. Uzun çalışmalar Graham Bell’i daha hızlı konuşmaya itiyordu ve sevgilisinin adını daha da kısalttı. Artık iki heceli bir ad kullanı yordu. Bu kısa ad “Alo” idi. Allessandra Lolita Oswaldo, geliştirip tüm şehre yaymaya çalıştığı telefondan başka birşey düşünmeyen sevgilisinin bitmek tükenmek bilmeyen deneylerinden rahatsız olmaya 
başlayınca Graham Bell’i terketti. Bell, sevgilisinin birgün onu arayacağı umuduyla telefonu her açışında “Alo” demeye devam etti. Biz zaman sonra Bell’i arayanlar da O’na “Alo” demeye başladılar. Bugün dünyada herkesin kullandığı “Alo” sözcüğü işte o günlere dayanmaktadır.

 

Paylaş :

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir