Yıl tamda 1895`i gösteriyordu ve Lumiére Kardeşler Paris’te ilk film gösterimlerini yapmışlardır.bu gösterimden hemen 1 yıl sonra yani 1896 yılında Türkiye`ye de gelmiştir. Ancak Türkiye’de sinemanın ilk yılları, yabancı film gösterimleri şeklinde olmuştur.  İlk Türk filmi Fuat Uzkınay`ın 1914 yılında çekmiş olduğu belgesel türünde olan “Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı” adlı filmi ilk Türk Filmi olarak kabul edilmektedir. Türkiye`de Cumhuriyet`e kadar olan dönemlerde genellikle Birinci Dünya Savaşı`yla ilgili olan haber filmleri daha fazla olup ağır basmaktadır. 1950 lere kadar Türk Sinemasının en önemli isimlerinden biri olan Muhsin Ertuğrul, 1922 yılında kurulan ilk film şirketinin başına geçmiştir.

Beyoğlu’nda kendi halinde bir sokak olan ‘Yeşilçam’, Türk sinema sektörüne adını vermiştir. Bugün Türk Sineması çok yol kat etmiş olsa da teknoloji ve prodüksiyon boyutunda dünya sinemasıyla karşılaştırmak pek doğru bir yaklaşım olmaz.

Sinemanın başlangıcı her ne kadar 1895 yılı ve Fransız Lumière Kardeşler olarak görülse de bunun öncesi vardır. Bu sinema öncesi döneme ait ilk icat, geçmişi milattan önceye dayanan ve ‘Camera Obscura‘ (karanlık oda) adlı buluştur ve çalışma prensibi bir kutuya açılan delikten tutulan cismin kutunun diğer tarafına yansımasıdır. Tarihsel olarak günümüze daha yakın olan icat bir çeşit projeksiyon cihazı olan ‘Büyülü Fener’ yani Lanterna Magicea‘dır. 1903 yılında sinema sanat ve ticaret alanına girmiştir. 1903’de Büyük Soygun (The Great Train Robbery) filmiyle başlamıştır. 1912 yılına kadar hep sessiz filmler sahnede oynamış yani gösterime girmiştir. yıl 1920`ye kadar üç önemli gelişme daha vardır. bunlardan ilki yıl 1913`te gerçekleşmiştir. Hollywood’un kurulması ilk gelişme olmuştur. İkinicisi ise 1914 yılında ilk Görüntü Sarayı‘nın New York’ta açılması ve sonuncusu da yine 1914 yılında Charlie Chaplin’in Küçük Serseri isimli filmle sessiz sinemaya girmesidir. 1939 yılında renkli olarak çekilen Rüzgar Gibi Geçti (Gone with The Wind) filmi çok başarılı olmuştur.Lumière Kardeşlerin filmini ilk defa izlemeye gidenler filmden o kadar etkilenmişlerdir ki, perdede gördükleri trenin yakınlaşmasıyla kendilerine çarpmasından korkarak salondan kaçmışlardır. Bugüne geldiğimizde, Martin Scorsese 2011 yılı yapımı olan filmi Hugo‘da, Trenin Gara Girişi sahnesiyle Lumiere kardeşlerin trenine selam gönderir.

Bugün oldukça konforlu salonlarda film izlemenin keyfine varıyoruz. İlk sinema salonu ise Nickelodeon adıyla 1905’de açılmıştır. İnsanlar bu salonda kesintisiz olarak gösterilen filmleri izlemenin karşılığı olarak 1 nikel veriyorlardı

Sinema, çok büyük ve etkili bir kitle aracıdır. Sadece göze, kulağa ve kalbe hitap etmekle kalmaz. Aynı zamanda insana ulaşmanın  belki de en kestirme ve güzel yoludur. Çok büyük kitlelere hitap etmiş ve geçmişten günümüze kadar toplumları etkilemiştir. Küçücük bir karanlık odadan başlayan yolculuk bugün dünyaya yön veren sektörlerden ve en büyük keyif araçlarından birisidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

3D sinema salonlarında ne tür teknolojiler kullanılıyor?

3D sinema salonlarında genellikle 2 farklı görüntüleme tekniği kullanılır. Real 3D ve IMAX 3D görüntü teknikleri aslında iki görüntünün üst üste bindirilmesi prensibine dayansa da birbirlerinden teknik olarak ayrılmaktadırlar.

Real 3D olan sinemalarda hafif, siyaha yakın renkli camlara sahip gözlükler kullanılır. Bu gözlükler sayesinde sağ ve sol göz birbirinden farklı görüntüler görür ve beyin bunu 3 boyutlu olarak algılar. IMAX ise çok daha yüksek çözünürlüğe sahip bir teknolojidir, ancak gözlükleri ağır ve daha farklı bir teknoloji ile çalışır.

Tarkan: Viking Kanı – Dev ahtapot Cam Göz

1971 yapımı Tarkan: Viking Kanı filminde yer alan dev ahtapot Cam Göz, sadece filmin değil, Türk Sinema tarihinin en dikkat çekici figürlerinden bir tanesidir.Tahtı haince ele geçiren Viking İmparatoru Toro.düşmanlarını acı çekerek ölmeleri için kalenin önündeki sahilde yer alan platforma bağlarve Cam Göz isimli ahtapot tarafından öldürülmelerini izler…Tıpkı bir deniz simidi gibi şişme olduğu belirtilen bu figür için birçok söylem vardır. Kollarının hidrolikler sayesinde hareket edebildiği, ancak Bodrum’da yapılan çekimlerde bozulduğu için iplerle hareket ettirildiği; ahtapot maketinin kafa kısmında yapım ekibinden birinin çalıştığı ve boğulma tehlikesi atlattığı gibi bilgiler bulunuyor. Ayrıca, bu maketin dünya sinemasında denizde kullanılan ilk maket örneklerinden biri olduğu da belirtiliyor. Mehmet Aslan tarafından yönetilen filmde, Kartal Tibet, Bilal İnci ve Seher Şeniz gibi oyuncular rol alıyor.

                                                                                              

Paylaş :

2 yorum

Molly · 26 Şubat 2018 20:26 tarihinde

Gayet güzel

    Faruk İNAN · 7 Mart 2018 08:19 tarihinde

    Teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir